Mandala Nedir

Mandala Nedir sorusunun cevabına baktığımızda , Hindistan kökenli dinlerde metafizik ya da sembolik bakımdan meta ya da mikro kozmosu gösteren şekillere verilen addır. “Manda” Enerji/Öz, “La” Kap, Mandala’ya özetle; Enerjiyi tutan, saklayan kap diyebiliriz. Sanskritçe kökenli bir sözcüktür. Dolayısıyla tüm mandala desenleri dairesel bir form içindedir. Daire, bütünlüğü simgeler. Bir ucu sonsuza, diğeri de bedenimiz ve aklımıza kadar uzanır.

Mandalanın dünyayı sembolize eden bu kozmik deseni bize sonsuzla olan ilişkimizi hatırlatır. Meditasyon yapan kişiye destek olan Mandala, dünyadaki erkek ve kadının simgesidir. Hem maddesel hem manevi gerçekleri tanımlayan Mandala, hayatın tüm yönlerinde görülür. Dünya, güneş ve ay dediğimiz gökyüzüne ait dairelerde olduğu kadar arkadaş, aile ve topluluk gibi kavramsal öğelerde de yer alır.

Yapısı, bindu denilen merkezi bir nokta, merkezden yayılma ve dairesel dış sınırlama şeklinde olmak üzere düzenlenmiştir. Yani bütün mandalalar da aynı tipik düzenleme vardır ve resimler genelde simetrik yerleştirilmiştir. Daire ya da kare olan biçimler iç içe geçmiş, hepsinde merkezle olan ilişki belirtilmiştir. Bu durum bütünlüğü, Öz’ü simgeler. Öz yalnızca bir merkez değil, tümüyle bir insanı (bilinç ve bilinçdışı birlikteliği ile) temsil eder. Yaradılış içindeki daire, tekerlek ve dörtkenarlı olan her şey Öz’ün simgeleri olarak ortaya çıkar. Mandala, büyülü çember anlamını taşır ve evrenin bütünsel ilişkisini simgeler. Merkezden taşan ve tekrar merkez tarafından çekilen bir birlikteliği ifade eder. Mandala kavramında sonsuz büyük ve sonsuz geniş olanın küçük bir alan içine holografik olarak sığdırılabileceği görüsü bulunur. 

Bundan yola çıkarsak eğer üzerinizde taşıdığınız her mandala size istediğiniz şeyi yaşantınıza çekmenizde mıknatıs görevi görür, sağlık, mutluluk, huzur ve bolluk bilinci hep sizinle kalır.

Bilim adamları da mandalalara odukça önem verdiler. Öğrendikleri sadece atalarımızın binlerce yıldır bildiğini doğruluyordu. Eğer bir mandalaya bakmaya konsantre olursak, kısa sürede belirli duygu ve hislerle bağlantılı derin bir hareket, bir köken hissine kapılırız. Konsantre olmaya devam edersek, resim kaybolur ve açık renkli şekilsiz bir alanla karşılaşırız (örneğin hareket illüzyonu). Mandala mekanizması göz nöro-fizyolojisi yoluyla açıklanabilir. Mandala gerçekten bir göz resmidir ve mandalanın merkezi retinanın kör noktasına (göz sinirinin bittiği yer ile) karşılık gelir. Bu nedenle, bilgiler bir şekilde doğrudan beyne giden rotalarından sapar (retina, sinir ve beyin hücrelerinin reaksiyonu) ve görme duyusu dışına çıkar (Metzner, Leary). İnsan gözü haritası mandaladan başka bir şey değildir. Mandalalar oluşturma, onları çizme ya da boyama renklerin bilinçaltı etkisi, oran, gözbebeği kasılmaları, vs. de dâhil olmak üzere, gözden göze doğrudan bakmak gibidir.

Mandalalardaki daire sistemleri, kareler, üçgenler, renkli alanlar, semboller ve karakterler, zaman-mekân ilişkilerini, maddenin çeşitli hallerini, temel yıldız gruplarını, mevsim değişikliklerini, içinde yaşadığımız enerji alanlarının dönüştürücü süreçlerini ifade eder. Mandalar aynı zamanda yaratılışımızda var olan ancak tamamının farkında olmadığımız fiziksel ve zihinsel potansiyeli geliştirmenin tarif ve yöntemlerini de ifade eder.

mandala

 

YANTRA NEDİR?

Yantra kelimesi Sanskritçe kökenli iki kelimenin birleşiminden doğmuştur. Yam ve Trana yani desteklemek ve özgürlük. Yantra Vedic ( Hint ) Astrolojisinde kullanılan, gezegenlerin negatif etkilerini dengelemek için kullanılan tılsımlardır.

İki çeşit yantra vardır.Sembolik bir diyagram olan resim yantra ve astrolojiye göre hesaplanan sihirli kare yantra. Her kişi için özel yantralar hazırlanabileceği gibi, günün özel yantrası da vardır.

SEMBOL NEDİR?

Sembolizm, bir düşüncenin veya olayın sayılar ve şekillerle anlatılmasıdır. Bir açıdan kullandığımız harfler ve rakamlardan tutun, etrafımızda gördüğümüz geometrik şekillerde, doğanın yarattıklarında ve oluşlarda dahi sembolizmi görebiliriz.Fakat bizler genellikle bunları taşıdıkları anlamlardan çok, karşımızdakilere bildiklerimizi aktarmak için kullanırız. Oysa her harfin, rakamın, geometrik şeklin taşıdıkları anlamlar ve enerjiler vardır. Sembolizmin en önemli yanı, bir sembole yüklenen anlamın yıllarca değerini kaybetmeden korunabilmesidir.

Hepsinin üzerinde bir düşünce gücü yüklüdür ve kesinlikle rastlantısal özellikler taşımazlar. Semboller ilgisizlere fazla bir şey ifade etmezler. Fakat anlayanlara ifade ettikleri manalar çok derindir.

Semboller, farklı tecrübe düzeylerine ulaşmamızı sağlarlar ki onlar olmadan bunlar sonsuza dek bizlere kapalı kalırlardı; çünkü onların bilincine bile varamazdık. Sembollerin temel işlevi, farklı şekillerde ulaşılamaz hakikatlerin düzeyine varmaya ve hiç düşünülmemiş bakış açılarını insanların anlayışına sunmayı sağlar. 

Semboller içimizdeki mevcut olan ve ancak sezebildiğimiz hakikatleri somutlaştırabilmeyi sağlar. Gerçekten de sembol insanın içinde hissedip de tam olarak tanımlayamadığı için dile getiremediğinin dışarıya yansımasıdır.

MANDALA TARİHİ

Mandala, çoğunlukla Asya kökenli felsefelerle, özellikle de Budizm ile bağlantılı ilginç bir konudur. Mandala ile ilgili düşünülünce çoğu kişi çeşitli ritüel ve seremoniler boyunca mandalalar oluşturan Tibetli keşişler ve Tibet hakkında düşünür. Mandalaların şekli oluşturulduğu durumun anlam ve sezileri ile yönlendirilir. Mandala yapıcıları şekil ve semboller yoluyla tabiatı ve dünyayı ve en içteki inançlarını gördükleri şekilde ifade ederler. Mandalalar çoğu kez gevşek malzemelerle (örneğin pirinç unu ya da ince renkli kum ) yapılır. Böylece rüzgâr onları uçurabilir. Bu da yaşamın ve çevremizdeki her şeyin geçici olma özelliğini ifade eder.

Mandalalar özellikle Asya kökenli ve/veya ritüel bir durum değildir. Bu şekillerin en eskilerinin kökeni Taş Devrine kadar gider. Bunların birçoğunu eski yerleşim yerlerinin – Mısır, Babil – yıkıntıları arasında bulabiliriz. Yerli kabilelerindeki şifacılar iyileştirme için mandalaları kullanırdı. Mandalalar Yunanlılar tarafından da bilinirdi. Aztek takvimi bir mandalaydı. Hıristiyan kiliselerindeki çiçeksi rozetler de mandalaydı.

Budizm’de Mandalalar onu temaşa eden için evrendeki kutsallığın içkinliğini ve aynı kutsallığın kendisindeki potansiyel durumunu hatırlatan önemli işaretlerdir. Budist bağlamda mandalanın amacı insanın acısına onu aydınlanmaya ulaştırarak son vermek ve hakikate ilişkin doğru görüşe ulaştırmaktır.

Hinduizm’de Siva ve Sakti’nin kozmik dansını, Budizm’de Buda Diyarını ya da Buda’nın vizyonunu simgeleyen mandalalar bulunmaktadır.

Mandala, bütün dünyada rastlanan ve güneşi temsil eden bir figürdür. Özben, düzen arketipidir. Kişiliği birleştirir, ona “birlik” ve sağlamlık duygusu verir. Jung, kişinin öz benini tanımasının kendi gerçeğinin farkına varmasının tek yolu olduğunu söyler. Özbenin gelişmesiyle, insan yaşamının daha çok bilincine varır, onu daha iyi anlar. Jung’da merkez simgesi, amaç ya da ruhsal bütünlüğüne ulaşmış benlik, merkezleşmeye varan ruhsal sürecin kendini temsil etmesi ya da bireyde yeni bir merkez oluşturması anlamında kullanılmaktadır.

Doğu felsefesinde mandala, evrenin sembolü olarak kabul edilir. Jung psikolojisinde ise insan ruhu ile aklın birliğini temsil eder.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir